Anaokuluna başlarken evde yapılacak 5 küçük hazırlık
Okul iki hafta sonra başlıyor. Ben ondan daha heyecanlıyım galiba.

Ağustosun sonunda gelen ailelerin çoğu aynı soruyu soruyor: “Hazırlık için ne yapalım?” Ardından harf kartlarından, sayı oyunlarından, İngilizce videolarından söz ediyorlar. Oysa anaokulunun ilk ayında hiçbir öğretmen çocuğun harf bilip bilmediğine bakmıyor. Baktığı şey başka: sabah kaçta uyandığı, tuvalete kendi gidip gidemediği, anneden ayrılınca ne kadar sürede toparlandığı.
Aşağıdaki beş hazırlığın hiçbiri masa başında yapılmıyor. Hepsi evin içinde, günlük düzenin içinde.
1. Uyku saatini şimdiden öne alın
Yaz boyunca gece on birde yatıp sabah dokuzda kalkan bir çocuğu okulun ilk günü yedide uyandırmak, uyumun ilk haftasını gereksiz yere zorlaştırıyor. Uykusuz çocuk kapıda daha çok ağlıyor, sınıfta daha çabuk yoruluyor, akşam daha huysuz oluyor. Ebeveyn bunu okula bağlıyor; sebep çoğu zaman uyku.
Okuldan iki hafta önce başlayın. Her üç günde bir yatma saatini on beş dakika öne çekin. Sabahları da aynı biçimde. Okul başladığında çocuğun bedeni yeni saate zaten alışmış olsun. Bu tek başına, ilk haftadaki sabah krizlerinin yarısını önlüyor.
2. Bir veda cümlesi seçin ve evde prova edin
Kapıdaki veda ilk haftanın en zor anı. Bu anı okulda ilk kez yaşamak yerine evde küçük küçük prova edin. Siz başka odaya giderken aynı cümleyi söyleyin: “Gidiyorum, birazdan geliyorum.” Sonra gerçekten gelin. Çocuk cümle ile geri dönüş arasındaki bağı öğrensin.
Cümle kısa olsun ve hep aynı kalsın. “Öğleden sonra bahçede görüşürüz” gibi somut bir zaman ve yer içerirse daha iyi. “Ağlama, tamam mı?” ile bitmesin; bu, ağlamanın beklendiğini söylüyor. Okul başlayınca aynı cümleyi kapıda kullanın. Çocuk için bu artık tanıdık bir ritüel.
Bir de “okulculuk” oynayın. Evde bir köşe sınıf olsun, oyuncak ayı öğrenci, siz ya da çocuk öğretmen. Çanta asılır, “günaydın” denir, hikâye okunur, sonra anne baba gelip alır. Çocuklar bilmedikleri şeyden korkuyor; oyunda görülen şey bilinen şey oluyor.
3. Ayakkabı, mont, tuvalet: kendi başına yapabildiklerini artırın
Anaokulu öğretmeninin on sekiz çocuğu var. Kendi ayakkabısını giyebilen, montunun fermuarını çekebilen, tuvalete gidince pantolonunu indirip çekebilen çocuk sınıfta daha rahat. Yardım beklemiyor, sıra beklemiyor, utanmıyor.
Anaokulunda çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey harf bilmek değil, kendi ayakkabısını giyebilmek.
İki haftada hepsini öğretemezsiniz, ama birini seçin. En işe yarayanı ayakkabı. Cırt cırtlı ayakkabı alın, sabah beş dakika erken çıkın ve giymesini bekleyin. Yardım etmeden beklemek zordur; yine de bekleyin. Tuvalette de aynı şey: kendi başına oturup kalkması, ellerini yıkaması. Bez hâlâ devam ediyorsa bu bir engel değil; öğretmene baştan söyleyin, çoğu anaokulu bunu biliyor.
Bir de yemek. Kaşıkla kendi yiyebilen çocuk için okul yemeği bir sorun olmuyor. Evde biri hâlâ yediriyorsa, iki hafta boyunca en azından bir öğün kendi yesin.
4. Okulu ve öğretmeni önceden tanıtın
Mümkünse okul başlamadan bir kez bahçesine gidin. Kapıyı, bahçeyi, sınıfın penceresini gösterin. Öğretmenle tanışma günü varsa kaçırmayın; çocuk ilk gün tanıdık bir yüz görsün. Eve dönerken yolu konuşun: “Sabah buradan geliyoruz, şu kapıdan giriyorsun.”
Okulu anlatırken abartmayın. “Çok eğleneceksin, harika olacak” cümleleri ilk zor günde çocuğun kafasını karıştırıyor. Bunun yerine olacakları sırasıyla anlatın: “Sabah anne bırakacak, öğretmenin karşılayacak, oyun oynayacaksınız, yemek yiyeceksiniz, sonra ben geleceğim.” Çocuk sürprizden değil, belirsizlikten korkuyor.
5. Kendi kaygınızla ne yapacağınıza karar verin
Bu maddeyi en sona koyduk ama en önemlisi bu. Çocuğunuz kapıda sizin yüzünüze bakıyor. Siz endişeliyseniz, gidilecek yer tehlikeli demektir. Gözünüz doluysa, orada kalmak kötü bir şey demektir.
Kaygınız varsa bu normal. Ama kapıda değil, başka yerde yaşanmalı. İlk günlerde çocuğu bırakma işini daha rahat olan ebeveyn ya da büyükanne yapabilir. Bıraktıktan sonra kapının önünde beklemeyin, pencereden bakmayın; çocuk sizi görürse yeniden başlıyor. Öğretmene “beş dakika sonra nasıl olduğunu yazar mısınız?” demek, orada dikilmekten daha iyi.
Sizin için gerçekten zorsa, bunu çocuktan ayrı konuşmak gerekir. Ebeveyn danışmanlığı tam olarak bunun için var: çocukla ilgili değil, sizinle ilgili bir görüşme.
Normal olan ve daha yakından bakılacak olan
Bu hazırlıkları yapsanız da ilk iki hafta pürüzsüz geçmeyecek. Sabah ağlaması, akşam yorgunluğu, birkaç gün iştahsızlık uyumun parçası. Bunları ilk iki hafta yazısında haftalara göre anlattık.
Daha yakından bakılacak olanlar farklı: üçüncü haftada da aynı şiddette süren ağlama, sabahları tekrarlayan karın ağrısı, sınıfta gün boyu toparlanamama, evde de sizden ayrılamama. Bu işaretleri ayrılık kaygısı sayfasında listeledik.
Ne zaman başvurulur
Okula başlamadan önce başvurmak için bir sorun olması gerekmiyor. Çocuğun yaşı yetiyor ama hazır olup olmadığından emin değilseniz, okul olgunluğu değerlendirmesi bu kararı gözlem ve ölçümle vermenizi sağlıyor; iki görüşme sürüyor. Başlama kararı netse ama çocuğunuzda daha önce yoğun ayrılık tepkisi gördüyseniz, ilk haftalar için bir plan çıkarmak üzere görüşmeye gelebilirsiniz.
Okul başladıktan sonra üç hafta geçmiş ve kapı hâlâ ilk günkü gibiyse, beklemeyin. Randevu sayfasından yazın, ilk görüşmede birlikte bakalım.
Bu konuyu birlikte konuşalım
İlk görüşme yaklaşık 50 dakika sürer ve ebeveynle yapılır. Çocuğun katılacağı görüşme sonrasında planlanır.
Randevu alın