Tüm yazılar
6–12 yaşKaygı5 dakika okuma

"Ya olursa…" diye başlayan cümleler: kaygılı düşünce döngüsü

Işığı kapatınca sorular başlıyor: "Ya yarın ben okuldayken sana bir şey olursa?"

Pencere kenarında düşünceli duran bir çocuk

Işık kapanıyor, oda sessizleşiyor, soru geliyor. “Ya yarın servis gelmezse?” Cevap veriyorsunuz. İki dakika sonra ikincisi: “Ya sen beni almayı unutursan?” Üçüncüsünde sesiniz biraz yükseliyor, çocuk ağlamaya başlıyor, ikiniz de yorgun uyuyorsunuz.

Sabah kalkınca karnı ağrıyor. Doktor bir şey bulmuyor. Akşam aynı sorular yeniden başlıyor ve siz her seferinde daha iyi bir cevap bulmaya çalışıyorsunuz. Bu döngünün bir mantığı var ve cevabın kalitesiyle ilgili değil.

Ne oluyor

Altı yaşından sonra çocuğun düşünme biçimi değişiyor. Artık henüz olmamış bir şeyi kafasında canlandırabiliyor. Yarını, gelecek haftayı, kendisi orada yokken olabilecekleri kurabiliyor. Bu yeni bir beceri ve rahatlatıcı bir tarafı yok.

Eksik olan parça olasılık hesabı. Dokuz yaşındaki çocuk servisin gelmemesini hayal edebiliyor, ama bunun ne kadar seyrek olduğunu tartamıyor. Aklına gelen sahne, olma ihtimaliyle aynı büyüklükte görünüyor. Bu yüzden “böyle bir şey olmaz” cümlesi karşılık bulmuyor; çocuk o sahneyi zaten görmüş durumda.

Kaygı bu yaşta çoğu zaman sözle değil bedenle konuşuyor. Karın ağrısı, baş ağrısı, uykuya geçişin uzaması, gece uyanmaları, boğazda bir düğüm. Çocuk “kaygılıyım” demiyor, “karnım ağrıyor” diyor ve bunu uydurmuyor; ağrı gerçekten var. Bedendeki alarm sistemi çalışıyor, sadece yanlış yerde çalışıyor.

Döngüyü asıl büyüten şey ise güvence. Soruya cevap verdiğinizde çocuk kısa bir süre rahatlıyor. Rahatlama azalınca soru geri geliyor, çoğu zaman biraz değişmiş halde. Böylece çocuk endişeyle baş etmeyi değil, endişesini sizin üzerinizden indirmeyi öğreniyor. Aynı şey kontrol etmelerde de oluyor: kapının kilidine üç kez bakmak, çantayı akşam iki kez boşaltmak.

Güvence çocuğu o an rahatlatıyor, endişeyi ise besliyor. Cevapladığınız her soru bir sonrakini ısmarlıyor.

Üçgeni çocuğa anlatmak

Bunu çocuğa kâğıt üzerinde göstermek işe yarıyor. Bir kâğıda üç daire çizin ve aralarına ok koyun: düşünce, beden, davranış.

Dünkü bir örneği birlikte yerleştirin. Düşünce: “Annem beni almaya gelmeyecek.” Beden: “Karnım ağrıdı, elim terledi.” Davranış: “Üç kere öğretmene sordum, oyuna gitmedim.” Çocuk okları kendi çizdiğinde bir şeyi fark ediyor: karın ağrısı kendiliğinden gelmedi, bir cümlenin arkasından geldi.

Sekiz yaşındaki bir çocuk düşünün. Endişeye bir isim verdiğinizde iş kolaylaşıyor. Bazı evlerde “yanlış çalan duman dedektörü” benzetmesi tutuyor: tost makinesinden çıkan dumana bile bağıran, ama yangın olduğunu gerçekten bilmeyen bir alarm. Çocuk alarmı susturmayı değil, “bu sefer yangın yok” demeyi öğreniyor. Kendi bulduğu isim benzetmenizden daha iyi olur.

Beklenen olan, yakından bakılacak olan

Bu yaşta beklenen tablo:

  • Hastalık, kaza, deprem gibi konuların bir dönem sık sorulması
  • Sınav, gösteri ya da maç öncesinde karın ağrısı ve iştahsızlık
  • Yeni bir okul, yeni bir öğretmen ya da taşınmadan sonra soruların çoğalması
  • Akşamları uykuya geçişin birkaç hafta uzaması

Yakından bakmayı gerektiren tablo:

  • Endişe yüzünden bir etkinliği tümüyle bırakması: kampa, doğum gününe, kulübe gitmemesi
  • Aynı sorunun her gün, günde birçok kez sorulur hale gelmesi
  • Sabahların karın ağrısıyla, bulantıyla açılması ve okula gitmenin pazarlığa dönüşmesi
  • Gece uyanmalarının ve kâbusların sıklaşması
  • Ders ve arkadaş ilişkisinin bundan etkilenmeye başlaması

Korkular ve kaygı sayfasında bu işaretleri yaş aralıklarıyla birlikte listeledik. Bir maddenin tek başına bulunması bir şey söylemiyor; bakılan şey maddelerin bir arada ve haftalarca sürmesi.

Evde ne yapılır

Endişe saati koyun. Akşam yemeğinden sonra on beş dakika, hep aynı saatte. Endişeler o aralıkta konuşuluyor, gün içinde gelen soru “endişe saatinde bakalım” diye erteleniyor. Endişeye gün içinde sınırsız yer verilmediğinde kapladığı alan küçülüyor.

Endişe kutusu yapın. Bir ayakkabı kutusu ve küçük kâğıtlar yeterli. Çocuk aklına geleni yazıp katlıyor ve kutuya atıyor; okuma yazma bilmiyorsa resim çiziyor. Kâğıdı elden çıkarmak, endişeyi kafanın içinden dışarı taşıyan somut bir hareket. Hafta sonu kutuyu birlikte açın ve hangilerinin gerçekten olduğuna bakın. Çoğu kâğıt boş çıkıyor ve bu tabloyu çocuğun kendi elyazısında görmesi sizin söyleyeceğiniz her cümleden daha ikna edici.

Üçüncü cevabı vermeyin. Aynı soruya bir kez net cevap verin. Tekrar geldiğinde cevabı büyütmek yerine soruyu ona çevirin: “Sen ne düşünüyorsun, olur mu?” Ardından kutuya yönlendirin. Bu, çocuğu yalnız bırakmak değil; rahatlamayı sizden alıp kendisine geçirmek.

Bedene isim verin. “Karnın ağrıyor, bu endişenin karnında konuşma biçimi.” Sonra elini karnına koydurun, dörde kadar sayarak nefes verin, bunu üç kez tekrarlayın. Ağrıyı yok etmek değil amaç; ağrının bir sebebi olduğunu ve geçtiğini görmesi.

Kaçındığı şeye basamakla dönün. Kâğıda beş basamaklı bir merdiven çizin. En üstte yapmaktan kaçındığı şey, en altta yapması en kolay hali. Yatıya kalmaktan kaçınıyorsa alt basamak öğleden sonra o eve gitmek olabilir. Bir basamak iki üç kez rahatça yapılınca bir üstüne geçiliyor. Kaygı, kaçınılan şeye küçük dozlarda dokunarak küçülüyor.

Bir de kendi cümlelerinizi sayın. Gün içinde kaç kere “dikkat et”, “düşersin”, “üşütürsün” dediğinizi bir akşam aklınızda tutun. Ayrılık kaygısı yazısında yazdığımız gibi, çocuk tehlikenin ölçüsünü büyük ölçüde sizin yüzünüzden ve sesinizden okuyor.

Ne zaman başvurulur

Yoğun bir dönemin ardından gelen endişe artışı birkaç hafta içinde yatışıyor. Ama sorular dört haftadan uzun süredir her gün sorulmaya devam ediyorsa, çocuk endişe yüzünden daha önce yaptığı bir şeyi tümden bırakmışsa ya da sabahlar karın ağrısıyla, bulantıyla açılıyorsa mesele bir geçiş dönemi değil. Fiziksel şikâyetler tekrar ediyorsa önce çocuk doktoruna görünün; ortada bir sebep bulunmuyorsa ikinci adım danışmanlık görüşmesi. Nefes darlığı ve çarpıntıyla gelen ani yoğun kaygı ataklarında ikisini birlikte planlamak gerekiyor.

Görüşmede önce iki haftalık bir kayıt istiyoruz: soruların hangi saatlerde geldiği, neyi yapmaktan kaçındığı, bedende ne olduğu, gece kaç kez uyandığı. Kaygının hangi durumlarda yükseldiği çoğu zaman o kayıtta görünüyor. Ardından düşünce, beden ve davranış bağını çocuğun yaşına uygun dille, bilişsel davranışçı yaklaşımla birlikte çalışıyoruz; basamak listesini de burada kuruyoruz. Evdeki güvence verme alışkanlığını gözden geçirmek bunun ayrılmaz parçası, ebeveyn danışmanlığı da bu yüzden var.

Endişe saatini ve kutuyu denediğiniz hâlde tablo değişmiyorsa randevu sayfasından yazın. İki haftalık notunuz ilk görüşme için yeterli.

Bu konuyu birlikte konuşalım

İlk görüşme yaklaşık 50 dakika sürer ve ebeveynle yapılır. Çocuğun katılacağı görüşme sonrasında planlanır.

Randevu alın